Erdem Elektrik, Mersin Malzemeli Taahhütlü Elektrik Hizmetleri
Erdem Elektrik, Mersin Malzemeli Taahhütlü Elektrik Hizmetleri
Malzemeli Taahhüt Hizmeti
Erdem Elektrik

Malzemeli Taahhüt Hizmeti

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize malzemeli taahhüt hizmetleri sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

DEVAMI
Malzemeli Taahhüt Hizmetleri
Malzemeli Taahhüt Hizmetleri

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize malzemeli taahhüt hizmetleri sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

Devamını Oku
Orta Gerilim Elektrik Tesisat Hizmetleri
Orta Gerilim Elektrik Tesisat Hizmetleri

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize orta gerilim elektrik tesisat hizmetleri sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

Devamını Oku
Alçak Gerilim Elektrik Tesisat Hizmetleri
Alçak Gerilim Elektrik Tesisat Hizmetleri

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize alçak gerilim elektrik tesisat hizmetleri sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

Devamını Oku
Exproof Elektrik Tesisat Uygulamaları
Exproof Elektrik Tesisat Uygulamaları

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize exproof elektrik tesisat uygulamaları sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

Devamını Oku
Elektrik Malzemesi Satış Hizmeti
Elektrik Malzemesi Satış Hizmeti

Erdem Elektrik olarak müşterilerimize elektrik malzemeleri satış hizmetleri sunmaktayız. Hizmetlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için lütfen detay kısmını inceleyiniz.

Devamını Oku
Mühendislik Hizmetleri
Mühendislik Hizmetleri

1 kV altı ve üstü tesislerde işletme sorumluluğu hizmeti, 1 kV altı ve üstü tesislerde bakım hizmeti, Topraklama ölçümü ve raporlanması, Paratoner (yıldırımlık) tesisleri kont...

Devamını Oku
Erdem Elektrik Tanıtım Videosu
Erdem Elektrik Tanıtım Videosu
Erdem Elektrik Tanıtım Videosu
Erdem Elektrik

Tanıtım Filmi

Tarihçe

Erdem Elektrik 1977 yılında elektrik malzeme satışı ve AG elektrik tesisatı yapmak üzere şahıs firması olarak kurulmuştur. Yaklaşık 20 yıl şahıs firması olarak hizmet etmiş ve 15 Temmuz 1997 yılında Erdem Elektrik inş. Turz. Tic. Ve San. Ltd. Şti. ünvanını alarak hizmet etmeye devam etmiş, daha güçlü sermayesi ile yılların vermiş olduğu tecrübe ve birikimlerimizin bize yüklediği azim ve kararlılıkla hizmet vermeye devam etmektedir.

Devamını Oku
Basın Bültenleri

HABERLER

Yeni Web Sitemiz Yayında
Yeni Web Sitemiz Yayında

Mersin Erdem Elektrik olarak siz değerli müşterilerimize daha iyi hizmet vermek adına web sitemizi yeniledik. Web sitemi...

ZEYNEP AKTAŞ / milliyet.com.tr

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak 2019 yılından hedeflerin tutturulduğunu belirterek, "2019’da dengeleme süreci sırasında sessiz ve derinden birçok yapısal reform gerçekleştirdik. Hedeflerimizi tutturduk. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girdik ve kalıcı olacak. Kırılgan bir bölgedeyiz, bize özgü stratejilerle istikrarlı büyümeyi sürdüreceğiz." dedi.

"BAZI UYGULAMALAR TİCARİ AHLAKA UYMUYOR"

Özel bankaların iyi bir sınav vermediklerini söyleyen Albayrak," Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti.. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi.

2020’de özel bankalar daha senkron hareket etmeli. Yüksek plazalarda oturarak olmaz. Sahaya inmeli. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. Kamu bankalarının özelleşmesini istediler ama Cumhurbaşkanımız buna karşı gelmişti. Kamu bankaları tam saha pres yapan bir anlayışa sahip." ifadelerini kullandı.

Albayrak konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Gıda fiyatlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir denge için çalışıyoruz. Milletin boğazı ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Piyasa kuralları içinde kalıcı bir istikrar sağlayacağız. Türkiye’nin sermayesi Türkiye’de kalmalı. Yüzde yüz ithal bir telefona bankacılık 48 ay vade ile para vermemeli. Biz bankacılık sisteminin yerli milli üretimi desteklemesini istiyoruz. 2020’de ivme ve diğer destekler yerli üretimi teşvik edecek şekilde devam edecek. Daha titiz olacağız. Kırılgan bir bölgede yaşıyoruz. Bize özgü stratejilerle mali ve finansal politikalar geliştirip istikrarı sağlamak zorundayız.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

"Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

"2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız"

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

"Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var"

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek."

"TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti"

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126521" class="link">

ZEYNEP AKTAŞ / milliyet.com.tr

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak 2019 yılından hedeflerin tutturulduğunu belirterek, "2019’da dengeleme süreci sırasında sessiz ve derinden birçok yapısal reform gerçekleştirdik. Hedeflerimizi tutturduk. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girdik ve kalıcı olacak. Kırılgan bir bölgedeyiz, bize özgü stratejilerle istikrarlı büyümeyi sürdüreceğiz." dedi.

"BAZI UYGULAMALAR TİCARİ AHLAKA UYMUYOR"

Özel bankaların iyi bir sınav vermediklerini söyleyen Albayrak," Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti.. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi.

2020’de özel bankalar daha senkron hareket etmeli. Yüksek plazalarda oturarak olmaz. Sahaya inmeli. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. Kamu bankalarının özelleşmesini istediler ama Cumhurbaşkanımız buna karşı gelmişti. Kamu bankaları tam saha pres yapan bir anlayışa sahip." ifadelerini kullandı.

Albayrak konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Gıda fiyatlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir denge için çalışıyoruz. Milletin boğazı ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Piyasa kuralları içinde kalıcı bir istikrar sağlayacağız. Türkiye’nin sermayesi Türkiye’de kalmalı. Yüzde yüz ithal bir telefona bankacılık 48 ay vade ile para vermemeli. Biz bankacılık sisteminin yerli milli üretimi desteklemesini istiyoruz. 2020’de ivme ve diğer destekler yerli üretimi teşvik edecek şekilde devam edecek. Daha titiz olacağız. Kırılgan bir bölgede yaşıyoruz. Bize özgü stratejilerle mali ve finansal politikalar geliştirip istikrarı sağlamak zorundayız.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

"Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

"2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız"

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

"Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var"

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek."

"TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti"

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126521">Milliyet Haber

ZEYNEP AKTAŞ / milliyet.com.tr

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak 2019 yılından hedeflerin tutturulduğunu belirterek, "2019’da dengeleme süreci sırasında sessiz ve derinden birçok yapısal reform gerçekleştirdik. Hedeflerimizi tutturduk. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girdik ve kalıcı olacak. Kırılgan bir bölgedeyiz, bize özgü stratejilerle istikrarlı büyümeyi sürdüreceğiz." dedi.

"BAZI UYGULAMALAR TİCARİ AHLAKA UYMUYOR"

Özel bankaların iyi bir sınav vermediklerini söyleyen Albayrak," Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti.. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi.

2020’de özel bankalar daha senkron hareket etmeli. Yüksek plazalarda oturarak olmaz. Sahaya inmeli. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. Kamu bankalarının özelleşmesini istediler ama Cumhurbaşkanımız buna karşı gelmişti. Kamu bankaları tam saha pres yapan bir anlayışa sahip." ifadelerini kullandı.

Albayrak konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Gıda fiyatlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir denge için çalışıyoruz. Milletin boğazı ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Piyasa kuralları içinde kalıcı bir istikrar sağlayacağız. Türkiye’nin sermayesi Türkiye’de kalmalı. Yüzde yüz ithal bir telefona bankacılık 48 ay vade ile para vermemeli. Biz bankacılık sisteminin yerli milli üretimi desteklemesini istiyoruz. 2020’de ivme ve diğer destekler yerli üretimi teşvik edecek şekilde devam edecek. Daha titiz olacağız. Kırılgan bir bölgede yaşıyoruz. Bize özgü stratejilerle mali ve finansal politikalar geliştirip istikrarı sağlamak zorundayız.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

"Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

"2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız"

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

"Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var"

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek."

"TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti"

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126521">6126521

Mon, 20 Jan 2020 15:36:20 Z

ZEYNEP AKTAŞ / milliyet.com.tr

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak 2019 yılından hedeflerin tutturulduğunu belirterek, "2019’da dengeleme süreci sırasında sessiz ve derinden birçok yapısal reform gerçekleştirdik. Hedeflerimizi tutturduk. Güçlü bir şekilde faiz ve enflasyonda tek haneye girdik ve kalıcı olacak. Kırılgan bir bölgedeyiz, bize özgü stratejilerle istikrarlı büyümeyi sürdüreceğiz." dedi.

"BAZI UYGULAMALAR TİCARİ AHLAKA UYMUYOR"

Özel bankaların iyi bir sınav vermediklerini söyleyen Albayrak," Kamu bankaları 2019’da piyasayı regüle etti.. Sorumluluk aldı ve kar da etti. Özel bankalar iyi bir sınav vermedi.

2020’de özel bankalar daha senkron hareket etmeli. Yüksek plazalarda oturarak olmaz. Sahaya inmeli. Özel bankalar faizde yavaş yavaş tek haneye indi ama daha katılımcı olmalı. İl gezilerinde en çok şikayet özel bankalardan geliyor. Bazı uygulamalar ticari ahlaka uymuyor, vicdansızlıktır. Kamu bankalarının özelleşmesini istediler ama Cumhurbaşkanımız buna karşı gelmişti. Kamu bankaları tam saha pres yapan bir anlayışa sahip." ifadelerini kullandı.

Albayrak konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Gıda fiyatlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir denge için çalışıyoruz. Milletin boğazı ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Piyasa kuralları içinde kalıcı bir istikrar sağlayacağız. Türkiye’nin sermayesi Türkiye’de kalmalı. Yüzde yüz ithal bir telefona bankacılık 48 ay vade ile para vermemeli. Biz bankacılık sisteminin yerli milli üretimi desteklemesini istiyoruz. 2020’de ivme ve diğer destekler yerli üretimi teşvik edecek şekilde devam edecek. Daha titiz olacağız. Kırılgan bir bölgede yaşıyoruz. Bize özgü stratejilerle mali ve finansal politikalar geliştirip istikrarı sağlamak zorundayız.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

"Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

"2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız"

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

"Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var"

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek."

"TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti"

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126521">

IMF’ın Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Ekim ayındaki raporda küresel ekonomiye yönelik risklerin azaldığına yönelik savın, Ocak ayında da ABD-Çin ticaret anlaşması ve anlaşmasız Brexit’e yönelik risklerin azalmasıyla desteklendiği belirtildi. Para politikalarının büyümeyi ve güçlü finansal koşulları desteklediği vurgulanan raporda, söz konusu gelişmelere paralel olarak küresel ekonomik büyümenin dengelenmeye başladığı öne sürüldü.

Otomobil sektöründe iyileşme bekleniyor, hizmetteki genişleme sürüyor

Raporda, otomobil sektöründe yeni emisyon standartlarının oluşturduğu bozulmaların düzelmesine paralel olarak imalat ve ticaretteki düşüş eğiliminin sona yaklaştığı belirtilirken, sürdürülebilir olması durumunda ABD-Çin ilk aşama ticaret anlaşmasının, ticari gerilimlerin küresel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri yüzde 0.8’den yüzde 0.5’e indirmesi bekleniyor. Hizmet sektöründeki genişleme eğilimi sürüyor. Güçlü tüketici harcamaları düzenli gelir artışıyla destekleniyor.

Gelişmiş ekonomiler için büyüme beklentisi 2020’de yüzde 1.7

Gelişmiş ekonomilerdeki büyüme beklentisi, 2020 ve 2021 yılları için 2019’daki yüzde 1.7 düzeyinin hafif altında, yüzde 1.6 oldu. Almanya gibi ihracat destekli ekonomilerin dış talepteki artıştan faydalanması, ABD’de ise parasal genişleme etkisinin hafiflemesiyle ABD büyümesinin yavaş seyretmesi bekleniyor.

IMF raporuna göre, gelişmekte olan ekonomilerde ise büyüme öngörüsü 2019’daki yüzde 3.7 düzeyinden 2020 için yüzde 4.4 ve 2021 için de yüzde 4.6 olarak belirlendi. Söz konusu beklentideki aşağı yönlü revizyonun, Hindistan’da banka dışı sektörlerdeki stres ile zayıf kırsal gelir rakamları sebebiyle görülen düşük büyümeden kaynaklandığı vurgulandı.

Washington-Beijing ticaret anlaşmasıyla Çin’in ekonomik büyüme beklentisi de 2020 için yüzde 0.2 artışla yüzde 6.0’ya çıkarılırken, ağırlıklı olarak geliştirilmiş büyüme sonuçlarına dayalı Türkiye, Arjantin ve İran ekonomilerinde ise büyüme belirsizliğini koruyor.

Birleşik Krallık seçimleri sonrası anlaşmasız Brexit riskinin hafiflemesi ve ABD-Çin ticaret anlaşmasıyla iki ülke arasında iyileşen görünüme rağmen, küresel gerilimlerin yeniden yükselebileceği uyarısı yapılıyor.

Yeni risklerin engellenmesi için makro-ihtiyati araçlar aktif olarak kullanılmalı

Para politikalarının enflasyonun baskılandığı bu dönemde uyumlu olarak devam ettirilmesi gerektiği belirtilen IMF raporunda, faiz oranlarının uzun bir süre daha düşük olacağı beklentisine paralel olarak, makro-ihtiyati araçların yeni finansal risklerin oluşmasını engellemek için aktif olarak kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor:

“Rekor düzeylerde düşük faiz oranlarına bakıldığında, politika alanı geniş olan ülkelerin olası üretimi artırmak için insan sermayesine ve iklim dostu altyapıya yatırım yapmaları gerekiyor. Sürdürülemez borç düzeylerine sahip olan ekonomiler, etkili gelir mobilitesi ile bunu konsolide etmeliler. Ekonomik büyümenin keskin bir şekilde düşmesi durumunda yerinde bir yanıt verilmesi için ülkeler önceden zorunlu önlemler almalı ve otomatik dengeleyicileri uygulamaya koymalı.”

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126595" class="link">

IMF’ın Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Ekim ayındaki raporda küresel ekonomiye yönelik risklerin azaldığına yönelik savın, Ocak ayında da ABD-Çin ticaret anlaşması ve anlaşmasız Brexit’e yönelik risklerin azalmasıyla desteklendiği belirtildi. Para politikalarının büyümeyi ve güçlü finansal koşulları desteklediği vurgulanan raporda, söz konusu gelişmelere paralel olarak küresel ekonomik büyümenin dengelenmeye başladığı öne sürüldü.

Otomobil sektöründe iyileşme bekleniyor, hizmetteki genişleme sürüyor

Raporda, otomobil sektöründe yeni emisyon standartlarının oluşturduğu bozulmaların düzelmesine paralel olarak imalat ve ticaretteki düşüş eğiliminin sona yaklaştığı belirtilirken, sürdürülebilir olması durumunda ABD-Çin ilk aşama ticaret anlaşmasının, ticari gerilimlerin küresel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri yüzde 0.8’den yüzde 0.5’e indirmesi bekleniyor. Hizmet sektöründeki genişleme eğilimi sürüyor. Güçlü tüketici harcamaları düzenli gelir artışıyla destekleniyor.

Gelişmiş ekonomiler için büyüme beklentisi 2020’de yüzde 1.7

Gelişmiş ekonomilerdeki büyüme beklentisi, 2020 ve 2021 yılları için 2019’daki yüzde 1.7 düzeyinin hafif altında, yüzde 1.6 oldu. Almanya gibi ihracat destekli ekonomilerin dış talepteki artıştan faydalanması, ABD’de ise parasal genişleme etkisinin hafiflemesiyle ABD büyümesinin yavaş seyretmesi bekleniyor.

IMF raporuna göre, gelişmekte olan ekonomilerde ise büyüme öngörüsü 2019’daki yüzde 3.7 düzeyinden 2020 için yüzde 4.4 ve 2021 için de yüzde 4.6 olarak belirlendi. Söz konusu beklentideki aşağı yönlü revizyonun, Hindistan’da banka dışı sektörlerdeki stres ile zayıf kırsal gelir rakamları sebebiyle görülen düşük büyümeden kaynaklandığı vurgulandı.

Washington-Beijing ticaret anlaşmasıyla Çin’in ekonomik büyüme beklentisi de 2020 için yüzde 0.2 artışla yüzde 6.0’ya çıkarılırken, ağırlıklı olarak geliştirilmiş büyüme sonuçlarına dayalı Türkiye, Arjantin ve İran ekonomilerinde ise büyüme belirsizliğini koruyor.

Birleşik Krallık seçimleri sonrası anlaşmasız Brexit riskinin hafiflemesi ve ABD-Çin ticaret anlaşmasıyla iki ülke arasında iyileşen görünüme rağmen, küresel gerilimlerin yeniden yükselebileceği uyarısı yapılıyor.

Yeni risklerin engellenmesi için makro-ihtiyati araçlar aktif olarak kullanılmalı

Para politikalarının enflasyonun baskılandığı bu dönemde uyumlu olarak devam ettirilmesi gerektiği belirtilen IMF raporunda, faiz oranlarının uzun bir süre daha düşük olacağı beklentisine paralel olarak, makro-ihtiyati araçların yeni finansal risklerin oluşmasını engellemek için aktif olarak kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor:

“Rekor düzeylerde düşük faiz oranlarına bakıldığında, politika alanı geniş olan ülkelerin olası üretimi artırmak için insan sermayesine ve iklim dostu altyapıya yatırım yapmaları gerekiyor. Sürdürülemez borç düzeylerine sahip olan ekonomiler, etkili gelir mobilitesi ile bunu konsolide etmeliler. Ekonomik büyümenin keskin bir şekilde düşmesi durumunda yerinde bir yanıt verilmesi için ülkeler önceden zorunlu önlemler almalı ve otomatik dengeleyicileri uygulamaya koymalı.”

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126595">Milliyet Haber

IMF’ın Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Ekim ayındaki raporda küresel ekonomiye yönelik risklerin azaldığına yönelik savın, Ocak ayında da ABD-Çin ticaret anlaşması ve anlaşmasız Brexit’e yönelik risklerin azalmasıyla desteklendiği belirtildi. Para politikalarının büyümeyi ve güçlü finansal koşulları desteklediği vurgulanan raporda, söz konusu gelişmelere paralel olarak küresel ekonomik büyümenin dengelenmeye başladığı öne sürüldü.

Otomobil sektöründe iyileşme bekleniyor, hizmetteki genişleme sürüyor

Raporda, otomobil sektöründe yeni emisyon standartlarının oluşturduğu bozulmaların düzelmesine paralel olarak imalat ve ticaretteki düşüş eğiliminin sona yaklaştığı belirtilirken, sürdürülebilir olması durumunda ABD-Çin ilk aşama ticaret anlaşmasının, ticari gerilimlerin küresel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri yüzde 0.8’den yüzde 0.5’e indirmesi bekleniyor. Hizmet sektöründeki genişleme eğilimi sürüyor. Güçlü tüketici harcamaları düzenli gelir artışıyla destekleniyor.

Gelişmiş ekonomiler için büyüme beklentisi 2020’de yüzde 1.7

Gelişmiş ekonomilerdeki büyüme beklentisi, 2020 ve 2021 yılları için 2019’daki yüzde 1.7 düzeyinin hafif altında, yüzde 1.6 oldu. Almanya gibi ihracat destekli ekonomilerin dış talepteki artıştan faydalanması, ABD’de ise parasal genişleme etkisinin hafiflemesiyle ABD büyümesinin yavaş seyretmesi bekleniyor.

IMF raporuna göre, gelişmekte olan ekonomilerde ise büyüme öngörüsü 2019’daki yüzde 3.7 düzeyinden 2020 için yüzde 4.4 ve 2021 için de yüzde 4.6 olarak belirlendi. Söz konusu beklentideki aşağı yönlü revizyonun, Hindistan’da banka dışı sektörlerdeki stres ile zayıf kırsal gelir rakamları sebebiyle görülen düşük büyümeden kaynaklandığı vurgulandı.

Washington-Beijing ticaret anlaşmasıyla Çin’in ekonomik büyüme beklentisi de 2020 için yüzde 0.2 artışla yüzde 6.0’ya çıkarılırken, ağırlıklı olarak geliştirilmiş büyüme sonuçlarına dayalı Türkiye, Arjantin ve İran ekonomilerinde ise büyüme belirsizliğini koruyor.

Birleşik Krallık seçimleri sonrası anlaşmasız Brexit riskinin hafiflemesi ve ABD-Çin ticaret anlaşmasıyla iki ülke arasında iyileşen görünüme rağmen, küresel gerilimlerin yeniden yükselebileceği uyarısı yapılıyor.

Yeni risklerin engellenmesi için makro-ihtiyati araçlar aktif olarak kullanılmalı

Para politikalarının enflasyonun baskılandığı bu dönemde uyumlu olarak devam ettirilmesi gerektiği belirtilen IMF raporunda, faiz oranlarının uzun bir süre daha düşük olacağı beklentisine paralel olarak, makro-ihtiyati araçların yeni finansal risklerin oluşmasını engellemek için aktif olarak kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor:

“Rekor düzeylerde düşük faiz oranlarına bakıldığında, politika alanı geniş olan ülkelerin olası üretimi artırmak için insan sermayesine ve iklim dostu altyapıya yatırım yapmaları gerekiyor. Sürdürülemez borç düzeylerine sahip olan ekonomiler, etkili gelir mobilitesi ile bunu konsolide etmeliler. Ekonomik büyümenin keskin bir şekilde düşmesi durumunda yerinde bir yanıt verilmesi için ülkeler önceden zorunlu önlemler almalı ve otomatik dengeleyicileri uygulamaya koymalı.”

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126595">6126595

Mon, 20 Jan 2020 15:29:32 Z

IMF’ın Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, Ekim ayındaki raporda küresel ekonomiye yönelik risklerin azaldığına yönelik savın, Ocak ayında da ABD-Çin ticaret anlaşması ve anlaşmasız Brexit’e yönelik risklerin azalmasıyla desteklendiği belirtildi. Para politikalarının büyümeyi ve güçlü finansal koşulları desteklediği vurgulanan raporda, söz konusu gelişmelere paralel olarak küresel ekonomik büyümenin dengelenmeye başladığı öne sürüldü.

Otomobil sektöründe iyileşme bekleniyor, hizmetteki genişleme sürüyor

Raporda, otomobil sektöründe yeni emisyon standartlarının oluşturduğu bozulmaların düzelmesine paralel olarak imalat ve ticaretteki düşüş eğiliminin sona yaklaştığı belirtilirken, sürdürülebilir olması durumunda ABD-Çin ilk aşama ticaret anlaşmasının, ticari gerilimlerin küresel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri yüzde 0.8’den yüzde 0.5’e indirmesi bekleniyor. Hizmet sektöründeki genişleme eğilimi sürüyor. Güçlü tüketici harcamaları düzenli gelir artışıyla destekleniyor.

Gelişmiş ekonomiler için büyüme beklentisi 2020’de yüzde 1.7

Gelişmiş ekonomilerdeki büyüme beklentisi, 2020 ve 2021 yılları için 2019’daki yüzde 1.7 düzeyinin hafif altında, yüzde 1.6 oldu. Almanya gibi ihracat destekli ekonomilerin dış talepteki artıştan faydalanması, ABD’de ise parasal genişleme etkisinin hafiflemesiyle ABD büyümesinin yavaş seyretmesi bekleniyor.

IMF raporuna göre, gelişmekte olan ekonomilerde ise büyüme öngörüsü 2019’daki yüzde 3.7 düzeyinden 2020 için yüzde 4.4 ve 2021 için de yüzde 4.6 olarak belirlendi. Söz konusu beklentideki aşağı yönlü revizyonun, Hindistan’da banka dışı sektörlerdeki stres ile zayıf kırsal gelir rakamları sebebiyle görülen düşük büyümeden kaynaklandığı vurgulandı.

Washington-Beijing ticaret anlaşmasıyla Çin’in ekonomik büyüme beklentisi de 2020 için yüzde 0.2 artışla yüzde 6.0’ya çıkarılırken, ağırlıklı olarak geliştirilmiş büyüme sonuçlarına dayalı Türkiye, Arjantin ve İran ekonomilerinde ise büyüme belirsizliğini koruyor.

Birleşik Krallık seçimleri sonrası anlaşmasız Brexit riskinin hafiflemesi ve ABD-Çin ticaret anlaşmasıyla iki ülke arasında iyileşen görünüme rağmen, küresel gerilimlerin yeniden yükselebileceği uyarısı yapılıyor.

Yeni risklerin engellenmesi için makro-ihtiyati araçlar aktif olarak kullanılmalı

Para politikalarının enflasyonun baskılandığı bu dönemde uyumlu olarak devam ettirilmesi gerektiği belirtilen IMF raporunda, faiz oranlarının uzun bir süre daha düşük olacağı beklentisine paralel olarak, makro-ihtiyati araçların yeni finansal risklerin oluşmasını engellemek için aktif olarak kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor:

“Rekor düzeylerde düşük faiz oranlarına bakıldığında, politika alanı geniş olan ülkelerin olası üretimi artırmak için insan sermayesine ve iklim dostu altyapıya yatırım yapmaları gerekiyor. Sürdürülemez borç düzeylerine sahip olan ekonomiler, etkili gelir mobilitesi ile bunu konsolide etmeliler. Ekonomik büyümenin keskin bir şekilde düşmesi durumunda yerinde bir yanıt verilmesi için ülkeler önceden zorunlu önlemler almalı ve otomatik dengeleyicileri uygulamaya koymalı.”

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126595">

2020 yılının ilk altı ayı içerisinde memur ve memur emeklisinin yanı sıra SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranı da belli oldu. Aralık ayı enflasyon rakamları 3 Ocak tarihinde duyuruldu. Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından emekliler maaş farklarının hesaplara yatacağı tarihleri merak içinde araştırmaya başladı. Memur ve memur emeklilerine 5,49 oranında zam yapılırken SSK ve Bağ-Kur emekililerine 6.49 oranında zam yapıldı. Zam oranlarını öğrenen milyonlarca emekli maaşlarına ne kadar zam yapıldığını emekli maaşı sorgulama ekranı üzerinden ulaşabiliyor. Peki emekli maaş farkları ne zaman hesaplara yatırılacak.

En düşük emekli memur aylığı 2 bin 522 liradan 2 bin 660 liraya yükseldi. En düşük memur emeklisi 3 bin 510 lira olurken En düşük Bağ-Kur emeklisi bin 784 lira 11 kuruş maaş alacak.

En düşük SSK emeklisi ise bin 256 lira 21 kuruş maaş alacak.

EMEKLİ MAAŞ FARKLARI NE ZAMAN HESAPLARA YATACAK?

Memur ve memur emeklileri bilindiği üzere maaşlarını her ayın 15'inde alıyor. SGK emeklileri ise tahsis numarasının son rakamlarına göre maaşlarını ayın 17'si ve 26'sında alıyor. Tahsis numarası 9, 7 ve 5 olanlar maaşlarını zamlı olarak aldı. Tahsis numarası 3 olan emekliler ise zamlı maaşlarını bugün alıyor.

TAHSİS NUMARASINA GÖRE EMEKLİ MAAŞLARININ HESAPLARA YATIRILDIĞI TARİHLER

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA İŞLEMİ NASIL YAPILIR?

Emekli maaşı sorgulama işlemi SGK'nın resmi sitesihttps://uyg.sgk.gov.tr/AylikHesap/üzerinden yapılabiliyor. Zamlı emekli maaşını hesaplamak isteyen milyonlarca emekliTC kimlik numarası, SSK sicil numarası, Baba Adı, Nufüsa kayıtlı olunan il ve Doğum Tarihi girildikten sonra sorgulanabiliyor.

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126589" class="link">

2020 yılının ilk altı ayı içerisinde memur ve memur emeklisinin yanı sıra SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranı da belli oldu. Aralık ayı enflasyon rakamları 3 Ocak tarihinde duyuruldu. Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından emekliler maaş farklarının hesaplara yatacağı tarihleri merak içinde araştırmaya başladı. Memur ve memur emeklilerine 5,49 oranında zam yapılırken SSK ve Bağ-Kur emekililerine 6.49 oranında zam yapıldı. Zam oranlarını öğrenen milyonlarca emekli maaşlarına ne kadar zam yapıldığını emekli maaşı sorgulama ekranı üzerinden ulaşabiliyor. Peki emekli maaş farkları ne zaman hesaplara yatırılacak.

En düşük emekli memur aylığı 2 bin 522 liradan 2 bin 660 liraya yükseldi. En düşük memur emeklisi 3 bin 510 lira olurken En düşük Bağ-Kur emeklisi bin 784 lira 11 kuruş maaş alacak.

En düşük SSK emeklisi ise bin 256 lira 21 kuruş maaş alacak.

EMEKLİ MAAŞ FARKLARI NE ZAMAN HESAPLARA YATACAK?

Memur ve memur emeklileri bilindiği üzere maaşlarını her ayın 15'inde alıyor. SGK emeklileri ise tahsis numarasının son rakamlarına göre maaşlarını ayın 17'si ve 26'sında alıyor. Tahsis numarası 9, 7 ve 5 olanlar maaşlarını zamlı olarak aldı. Tahsis numarası 3 olan emekliler ise zamlı maaşlarını bugün alıyor.

TAHSİS NUMARASINA GÖRE EMEKLİ MAAŞLARININ HESAPLARA YATIRILDIĞI TARİHLER

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA İŞLEMİ NASIL YAPILIR?

Emekli maaşı sorgulama işlemi SGK'nın resmi sitesihttps://uyg.sgk.gov.tr/AylikHesap/üzerinden yapılabiliyor. Zamlı emekli maaşını hesaplamak isteyen milyonlarca emekliTC kimlik numarası, SSK sicil numarası, Baba Adı, Nufüsa kayıtlı olunan il ve Doğum Tarihi girildikten sonra sorgulanabiliyor.

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126589">Milliyet Haber

2020 yılının ilk altı ayı içerisinde memur ve memur emeklisinin yanı sıra SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranı da belli oldu. Aralık ayı enflasyon rakamları 3 Ocak tarihinde duyuruldu. Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından emekliler maaş farklarının hesaplara yatacağı tarihleri merak içinde araştırmaya başladı. Memur ve memur emeklilerine 5,49 oranında zam yapılırken SSK ve Bağ-Kur emekililerine 6.49 oranında zam yapıldı. Zam oranlarını öğrenen milyonlarca emekli maaşlarına ne kadar zam yapıldığını emekli maaşı sorgulama ekranı üzerinden ulaşabiliyor. Peki emekli maaş farkları ne zaman hesaplara yatırılacak.

En düşük emekli memur aylığı 2 bin 522 liradan 2 bin 660 liraya yükseldi. En düşük memur emeklisi 3 bin 510 lira olurken En düşük Bağ-Kur emeklisi bin 784 lira 11 kuruş maaş alacak.

En düşük SSK emeklisi ise bin 256 lira 21 kuruş maaş alacak.

EMEKLİ MAAŞ FARKLARI NE ZAMAN HESAPLARA YATACAK?

Memur ve memur emeklileri bilindiği üzere maaşlarını her ayın 15'inde alıyor. SGK emeklileri ise tahsis numarasının son rakamlarına göre maaşlarını ayın 17'si ve 26'sında alıyor. Tahsis numarası 9, 7 ve 5 olanlar maaşlarını zamlı olarak aldı. Tahsis numarası 3 olan emekliler ise zamlı maaşlarını bugün alıyor.

TAHSİS NUMARASINA GÖRE EMEKLİ MAAŞLARININ HESAPLARA YATIRILDIĞI TARİHLER

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA İŞLEMİ NASIL YAPILIR?

Emekli maaşı sorgulama işlemi SGK'nın resmi sitesihttps://uyg.sgk.gov.tr/AylikHesap/üzerinden yapılabiliyor. Zamlı emekli maaşını hesaplamak isteyen milyonlarca emekliTC kimlik numarası, SSK sicil numarası, Baba Adı, Nufüsa kayıtlı olunan il ve Doğum Tarihi girildikten sonra sorgulanabiliyor.

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126589">6126589

Mon, 20 Jan 2020 15:26:26 Z

2020 yılının ilk altı ayı içerisinde memur ve memur emeklisinin yanı sıra SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranı da belli oldu. Aralık ayı enflasyon rakamları 3 Ocak tarihinde duyuruldu. Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından emekliler maaş farklarının hesaplara yatacağı tarihleri merak içinde araştırmaya başladı. Memur ve memur emeklilerine 5,49 oranında zam yapılırken SSK ve Bağ-Kur emekililerine 6.49 oranında zam yapıldı. Zam oranlarını öğrenen milyonlarca emekli maaşlarına ne kadar zam yapıldığını emekli maaşı sorgulama ekranı üzerinden ulaşabiliyor. Peki emekli maaş farkları ne zaman hesaplara yatırılacak.

En düşük emekli memur aylığı 2 bin 522 liradan 2 bin 660 liraya yükseldi. En düşük memur emeklisi 3 bin 510 lira olurken En düşük Bağ-Kur emeklisi bin 784 lira 11 kuruş maaş alacak.

En düşük SSK emeklisi ise bin 256 lira 21 kuruş maaş alacak.

EMEKLİ MAAŞ FARKLARI NE ZAMAN HESAPLARA YATACAK?

Memur ve memur emeklileri bilindiği üzere maaşlarını her ayın 15'inde alıyor. SGK emeklileri ise tahsis numarasının son rakamlarına göre maaşlarını ayın 17'si ve 26'sında alıyor. Tahsis numarası 9, 7 ve 5 olanlar maaşlarını zamlı olarak aldı. Tahsis numarası 3 olan emekliler ise zamlı maaşlarını bugün alıyor.

TAHSİS NUMARASINA GÖRE EMEKLİ MAAŞLARININ HESAPLARA YATIRILDIĞI TARİHLER

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA İŞLEMİ NASIL YAPILIR?

Emekli maaşı sorgulama işlemi SGK'nın resmi sitesihttps://uyg.sgk.gov.tr/AylikHesap/üzerinden yapılabiliyor. Zamlı emekli maaşını hesaplamak isteyen milyonlarca emekliTC kimlik numarası, SSK sicil numarası, Baba Adı, Nufüsa kayıtlı olunan il ve Doğum Tarihi girildikten sonra sorgulanabiliyor.

EMEKLİ MAAŞI SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126589">

Yeni haftanın ilk gününde altın fiyatları kaç lira oldu? Altın fiyatları hafta nasıl başladı sorusuna cevap arayan vatandaşlardan bazıları, altın bozdurmak bazıları ise altın almak için araştırma yapıyor. Kimi yatırım amaçlı kimi hediyelik amaçlı altın almak isteyenler, altının satış fiyatını merak ederken, altın bozdurmak isteyenler ise altının alış fiyatı hakkında bilgi almak istiyor. İşte 20 Ocak 2020 Pazartesi günü altın fiyatları...

ALTIN FİYATLARI

GRAM ALTIN FİYATI NE KADAR?

Gram altın fiyatı alış 296,10 TL / satış 296,20 TL

ÇEYREK ALTIN FİYATI NE KADAR?

Çeyrek altın fiyatı alış 470,88 TL / Satış 481,44 TL

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126393">6126393

Mon, 20 Jan 2020 15:22:44 Z

Yeni haftanın ilk gününde altın fiyatları kaç lira oldu? Altın fiyatları hafta nasıl başladı sorusuna cevap arayan vatandaşlardan bazıları, altın bozdurmak bazıları ise altın almak için araştırma yapıyor. Kimi yatırım amaçlı kimi hediyelik amaçlı altın almak isteyenler, altının satış fiyatını merak ederken, altın bozdurmak isteyenler ise altının alış fiyatı hakkında bilgi almak istiyor. İşte 20 Ocak 2020 Pazartesi günü altın fiyatları...

ALTIN FİYATLARI

GRAM ALTIN FİYATI NE KADAR?

Gram altın fiyatı alış 296,10 TL / satış 296,20 TL

ÇEYREK ALTIN FİYATI NE KADAR?

Çeyrek altın fiyatı alış 470,88 TL / Satış 481,44 TL

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126393">

The Korea Times'da yayınlanan habere göre, Güney Kore Ekonomi ve Finans Bakanlığı kripto para birimleri işlemlerinden elde edilen gelirlere yüzde 20 vergi uygulamaya hazırlanıyor. Habere göre henüz taslak aşamasında olan kararın uygulamaya konulmasıyla söz konusu kripto para birimleri yatırımlarından elde edilecek olan vergiler, sermaye kazançları yerine diğer gelirler kategorisinde yer alacak.

Söz konusu yaptırım haberinin ardından piyasada görülen düşüşe paralel olarak piyasanın belirleyicisi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 4.39 düşüşle 8 bin 688 dolara geriledi ve 157 milyar 881 milyon dolarlık piyasa hacmiyle piyasanın yüzde 66.4'ünü oluşturdu.

Toplam 5,037 adet kripto para biriminin oluşturduğu piyasanın en yüksek hacimli 100 biriminden 88'inde izlenen düşüş eğilimine son 24 saatte yüzde 13.75 ile 76'ncı sıradaki Steem öncülük etti. En büyük 10'dan da son 24 saatte yüzde 2.73, yüzde 0.31 ve yüzde 2.25 ile ile sırasıyla yalnızca Bitcoin SV, Tether ve Stellar yükselirken, yüzde 7.56 ile de en çok EOS düştü.

Söz konusu görünüme paralel olarak piyasa hacmi yüzde 5.5 düşüşle 236 milyar 943 milyon dolara geriledi ve piyasadaki 24 saatlik işlem hacmi de 112 milyar 664 milyon dolar olarak hesaplandı.

En yüksek hacimli 10 kripto para birimindeki değişiklikler (sıra numaraları, birimlerin sıralamadaki yerini gösteriyor);

1.Bitcoin yüzde 4.39

2.Ethereum yüzde 5.73

3.Ripple yüzde 5.77

4.Bitcoin Cash yüzde 6.25

7.Litecoin yüzde 6.27

8.EOS yüzde 7.56

9.Binance Coin yüzde 4.16 düşerken

5.Bitcoin SV yüzde 2.73

6.Tether yüzde 0.31

10.Stellar yüzde 2.25 yükseldi.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126558" class="link">

The Korea Times'da yayınlanan habere göre, Güney Kore Ekonomi ve Finans Bakanlığı kripto para birimleri işlemlerinden elde edilen gelirlere yüzde 20 vergi uygulamaya hazırlanıyor. Habere göre henüz taslak aşamasında olan kararın uygulamaya konulmasıyla söz konusu kripto para birimleri yatırımlarından elde edilecek olan vergiler, sermaye kazançları yerine diğer gelirler kategorisinde yer alacak.

Söz konusu yaptırım haberinin ardından piyasada görülen düşüşe paralel olarak piyasanın belirleyicisi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 4.39 düşüşle 8 bin 688 dolara geriledi ve 157 milyar 881 milyon dolarlık piyasa hacmiyle piyasanın yüzde 66.4'ünü oluşturdu.

Toplam 5,037 adet kripto para biriminin oluşturduğu piyasanın en yüksek hacimli 100 biriminden 88'inde izlenen düşüş eğilimine son 24 saatte yüzde 13.75 ile 76'ncı sıradaki Steem öncülük etti. En büyük 10'dan da son 24 saatte yüzde 2.73, yüzde 0.31 ve yüzde 2.25 ile ile sırasıyla yalnızca Bitcoin SV, Tether ve Stellar yükselirken, yüzde 7.56 ile de en çok EOS düştü.

Söz konusu görünüme paralel olarak piyasa hacmi yüzde 5.5 düşüşle 236 milyar 943 milyon dolara geriledi ve piyasadaki 24 saatlik işlem hacmi de 112 milyar 664 milyon dolar olarak hesaplandı.

En yüksek hacimli 10 kripto para birimindeki değişiklikler (sıra numaraları, birimlerin sıralamadaki yerini gösteriyor);

1.Bitcoin yüzde 4.39

2.Ethereum yüzde 5.73

3.Ripple yüzde 5.77

4.Bitcoin Cash yüzde 6.25

7.Litecoin yüzde 6.27

8.EOS yüzde 7.56

9.Binance Coin yüzde 4.16 düşerken

5.Bitcoin SV yüzde 2.73

6.Tether yüzde 0.31

10.Stellar yüzde 2.25 yükseldi.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126558">Milliyet Haber

The Korea Times'da yayınlanan habere göre, Güney Kore Ekonomi ve Finans Bakanlığı kripto para birimleri işlemlerinden elde edilen gelirlere yüzde 20 vergi uygulamaya hazırlanıyor. Habere göre henüz taslak aşamasında olan kararın uygulamaya konulmasıyla söz konusu kripto para birimleri yatırımlarından elde edilecek olan vergiler, sermaye kazançları yerine diğer gelirler kategorisinde yer alacak.

Söz konusu yaptırım haberinin ardından piyasada görülen düşüşe paralel olarak piyasanın belirleyicisi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 4.39 düşüşle 8 bin 688 dolara geriledi ve 157 milyar 881 milyon dolarlık piyasa hacmiyle piyasanın yüzde 66.4'ünü oluşturdu.

Toplam 5,037 adet kripto para biriminin oluşturduğu piyasanın en yüksek hacimli 100 biriminden 88'inde izlenen düşüş eğilimine son 24 saatte yüzde 13.75 ile 76'ncı sıradaki Steem öncülük etti. En büyük 10'dan da son 24 saatte yüzde 2.73, yüzde 0.31 ve yüzde 2.25 ile ile sırasıyla yalnızca Bitcoin SV, Tether ve Stellar yükselirken, yüzde 7.56 ile de en çok EOS düştü.

Söz konusu görünüme paralel olarak piyasa hacmi yüzde 5.5 düşüşle 236 milyar 943 milyon dolara geriledi ve piyasadaki 24 saatlik işlem hacmi de 112 milyar 664 milyon dolar olarak hesaplandı.

En yüksek hacimli 10 kripto para birimindeki değişiklikler (sıra numaraları, birimlerin sıralamadaki yerini gösteriyor);

1.Bitcoin yüzde 4.39

2.Ethereum yüzde 5.73

3.Ripple yüzde 5.77

4.Bitcoin Cash yüzde 6.25

7.Litecoin yüzde 6.27

8.EOS yüzde 7.56

9.Binance Coin yüzde 4.16 düşerken

5.Bitcoin SV yüzde 2.73

6.Tether yüzde 0.31

10.Stellar yüzde 2.25 yükseldi.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126558">6126558

Mon, 20 Jan 2020 14:46:36 Z

The Korea Times'da yayınlanan habere göre, Güney Kore Ekonomi ve Finans Bakanlığı kripto para birimleri işlemlerinden elde edilen gelirlere yüzde 20 vergi uygulamaya hazırlanıyor. Habere göre henüz taslak aşamasında olan kararın uygulamaya konulmasıyla söz konusu kripto para birimleri yatırımlarından elde edilecek olan vergiler, sermaye kazançları yerine diğer gelirler kategorisinde yer alacak.

Söz konusu yaptırım haberinin ardından piyasada görülen düşüşe paralel olarak piyasanın belirleyicisi Bitcoin, son 24 saatte yüzde 4.39 düşüşle 8 bin 688 dolara geriledi ve 157 milyar 881 milyon dolarlık piyasa hacmiyle piyasanın yüzde 66.4'ünü oluşturdu.

Toplam 5,037 adet kripto para biriminin oluşturduğu piyasanın en yüksek hacimli 100 biriminden 88'inde izlenen düşüş eğilimine son 24 saatte yüzde 13.75 ile 76'ncı sıradaki Steem öncülük etti. En büyük 10'dan da son 24 saatte yüzde 2.73, yüzde 0.31 ve yüzde 2.25 ile ile sırasıyla yalnızca Bitcoin SV, Tether ve Stellar yükselirken, yüzde 7.56 ile de en çok EOS düştü.

Söz konusu görünüme paralel olarak piyasa hacmi yüzde 5.5 düşüşle 236 milyar 943 milyon dolara geriledi ve piyasadaki 24 saatlik işlem hacmi de 112 milyar 664 milyon dolar olarak hesaplandı.

En yüksek hacimli 10 kripto para birimindeki değişiklikler (sıra numaraları, birimlerin sıralamadaki yerini gösteriyor);

1.Bitcoin yüzde 4.39

2.Ethereum yüzde 5.73

3.Ripple yüzde 5.77

4.Bitcoin Cash yüzde 6.25

7.Litecoin yüzde 6.27

8.EOS yüzde 7.56

9.Binance Coin yüzde 4.16 düşerken

5.Bitcoin SV yüzde 2.73

6.Tether yüzde 0.31

10.Stellar yüzde 2.25 yükseldi.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126558">

Gram altın, cuma günü, dolar kuru ve altının ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanarak, günü önceki kapanışın yüzde 0,7 üzerinde 294,7 liradan tamamladı.

Yeni haftaya da yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 10.50 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 296 liradan işlem görüyor. Aynı dakikalarda Kapalıçarşı'da çeyrek altın 486 lira, Cumhuriyet altını da 1.984 liradan satılıyor.

Analistler, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Senatosundaki yargılama sürecinin yatırımcıların gündeminde olacağını belirterek, Trump’ın azledilmesiyle ilgili Senatodaki yargılamanın, 21 Ocak Salı günkü oturumla başlayacağını kaydetti.

Oturumların iki haftadan fazla sürmesinin beklenmediğini belirten analistler, Senatodaki Cumhuriyetçi çoğunluğu nedeniyle aklanma kararının çıkacağının öngörüldüğünü dile getirdi.

Analistler, jeopolitik gelişmeler açısından ABD ile İran arasındaki gerilimin şimdilik gündemden düşmesi sonrası Libya ile ilgili gelişmelerin takip edildiğini ifade etti. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesinde, Libya Temsilciler Meclisi'nin onayladığı tek, birleşik, kapsayıcı ve etkin bir hükümetin kurulmasının desteklendiğini belirten analistler, anlaşmanın siyasi çözüm için önemli bir yol haritası olduğunu kaydetti.

Analistler, bu gelişmelerin küresel piyasalarda risk algısını görece artırdığını ve altın fiyatlarını yukarı yönlü desteklediğini ifade etti. Altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 1.562,1 dolardan işlem görüyor.

Bugün yurt içi ve yurt dışında veri takviminin sakin olduğunu kaydeden analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.540 doların destek, 1.570 doların direnç konumuna geldiğini, gram altında ise 290-298 lira bandının izlenmesi gerektiğini söyledi.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126385" class="link">

Gram altın, cuma günü, dolar kuru ve altının ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanarak, günü önceki kapanışın yüzde 0,7 üzerinde 294,7 liradan tamamladı.

Yeni haftaya da yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 10.50 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 296 liradan işlem görüyor. Aynı dakikalarda Kapalıçarşı'da çeyrek altın 486 lira, Cumhuriyet altını da 1.984 liradan satılıyor.

Analistler, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Senatosundaki yargılama sürecinin yatırımcıların gündeminde olacağını belirterek, Trump’ın azledilmesiyle ilgili Senatodaki yargılamanın, 21 Ocak Salı günkü oturumla başlayacağını kaydetti.

Oturumların iki haftadan fazla sürmesinin beklenmediğini belirten analistler, Senatodaki Cumhuriyetçi çoğunluğu nedeniyle aklanma kararının çıkacağının öngörüldüğünü dile getirdi.

Analistler, jeopolitik gelişmeler açısından ABD ile İran arasındaki gerilimin şimdilik gündemden düşmesi sonrası Libya ile ilgili gelişmelerin takip edildiğini ifade etti. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesinde, Libya Temsilciler Meclisi'nin onayladığı tek, birleşik, kapsayıcı ve etkin bir hükümetin kurulmasının desteklendiğini belirten analistler, anlaşmanın siyasi çözüm için önemli bir yol haritası olduğunu kaydetti.

Analistler, bu gelişmelerin küresel piyasalarda risk algısını görece artırdığını ve altın fiyatlarını yukarı yönlü desteklediğini ifade etti. Altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 1.562,1 dolardan işlem görüyor.

Bugün yurt içi ve yurt dışında veri takviminin sakin olduğunu kaydeden analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.540 doların destek, 1.570 doların direnç konumuna geldiğini, gram altında ise 290-298 lira bandının izlenmesi gerektiğini söyledi.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126385">Milliyet Haber

Gram altın, cuma günü, dolar kuru ve altının ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanarak, günü önceki kapanışın yüzde 0,7 üzerinde 294,7 liradan tamamladı.

Yeni haftaya da yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 10.50 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 296 liradan işlem görüyor. Aynı dakikalarda Kapalıçarşı'da çeyrek altın 486 lira, Cumhuriyet altını da 1.984 liradan satılıyor.

Analistler, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Senatosundaki yargılama sürecinin yatırımcıların gündeminde olacağını belirterek, Trump’ın azledilmesiyle ilgili Senatodaki yargılamanın, 21 Ocak Salı günkü oturumla başlayacağını kaydetti.

Oturumların iki haftadan fazla sürmesinin beklenmediğini belirten analistler, Senatodaki Cumhuriyetçi çoğunluğu nedeniyle aklanma kararının çıkacağının öngörüldüğünü dile getirdi.

Analistler, jeopolitik gelişmeler açısından ABD ile İran arasındaki gerilimin şimdilik gündemden düşmesi sonrası Libya ile ilgili gelişmelerin takip edildiğini ifade etti. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesinde, Libya Temsilciler Meclisi'nin onayladığı tek, birleşik, kapsayıcı ve etkin bir hükümetin kurulmasının desteklendiğini belirten analistler, anlaşmanın siyasi çözüm için önemli bir yol haritası olduğunu kaydetti.

Analistler, bu gelişmelerin küresel piyasalarda risk algısını görece artırdığını ve altın fiyatlarını yukarı yönlü desteklediğini ifade etti. Altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 1.562,1 dolardan işlem görüyor.

Bugün yurt içi ve yurt dışında veri takviminin sakin olduğunu kaydeden analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.540 doların destek, 1.570 doların direnç konumuna geldiğini, gram altında ise 290-298 lira bandının izlenmesi gerektiğini söyledi.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126385">6126385

Mon, 20 Jan 2020 14:40:51 Z

Gram altın, cuma günü, dolar kuru ve altının ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanarak, günü önceki kapanışın yüzde 0,7 üzerinde 294,7 liradan tamamladı.

Yeni haftaya da yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 10.50 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 296 liradan işlem görüyor. Aynı dakikalarda Kapalıçarşı'da çeyrek altın 486 lira, Cumhuriyet altını da 1.984 liradan satılıyor.

Analistler, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Senatosundaki yargılama sürecinin yatırımcıların gündeminde olacağını belirterek, Trump’ın azledilmesiyle ilgili Senatodaki yargılamanın, 21 Ocak Salı günkü oturumla başlayacağını kaydetti.

Oturumların iki haftadan fazla sürmesinin beklenmediğini belirten analistler, Senatodaki Cumhuriyetçi çoğunluğu nedeniyle aklanma kararının çıkacağının öngörüldüğünü dile getirdi.

Analistler, jeopolitik gelişmeler açısından ABD ile İran arasındaki gerilimin şimdilik gündemden düşmesi sonrası Libya ile ilgili gelişmelerin takip edildiğini ifade etti. Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesinde, Libya Temsilciler Meclisi'nin onayladığı tek, birleşik, kapsayıcı ve etkin bir hükümetin kurulmasının desteklendiğini belirten analistler, anlaşmanın siyasi çözüm için önemli bir yol haritası olduğunu kaydetti.

Analistler, bu gelişmelerin küresel piyasalarda risk algısını görece artırdığını ve altın fiyatlarını yukarı yönlü desteklediğini ifade etti. Altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 1.562,1 dolardan işlem görüyor.

Bugün yurt içi ve yurt dışında veri takviminin sakin olduğunu kaydeden analistler, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.540 doların destek, 1.570 doların direnç konumuna geldiğini, gram altında ise 290-298 lira bandının izlenmesi gerektiğini söyledi.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126385">

ABD’li fon şirketi Money Maker Management, Türkiye’de ofis açtı. Ülkedeki tüm mega projeler ve altyapı projeler ile ilgilendiklerini belirten şirket yetkilileri, Kanal İstanbul’a da talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını vurguladı.

Money Maker Management, ABD’nin 7. büyük fon şirketi olarak dünya çapında birçok projeye fonlama yapıyor. Şirket ağırlıklı olarak devlet destekli kamu projelerine finansman desteği sunuyor. Devlet garantili projelerde limit sınırı olmayan şirket, özel sektör projelerinde ise 50 milyar dolara kadar fonlama yapabiliyor.

Mega projeler iştah kabarttı

Türkiye’ye İzmir’deki uluslararası bir şirketin altyapı projesini fonlamak için geldiklerini açıklayan, CEO George Ghorayeb, gizlilik anlaşmamız nedeniyle bu firmanın adını açıklayamayacağını belirtti. Türkiye’ye geldiklerinde buradaki mega projelerden etkilendiklerini ve ofis açma kararı aldıklarını açıklayan Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söyledi.

Rashkidi, “Türkiye’de devlet destekli her türlü projeye talibiz.100 milyon doların altındaki projelerle zaten ilgilenmiyoruz. Daha çok mega projeler ilgimizi çekiyor. Devlet destekli altyapı, inşaat, baraj, köprü ve otoyol projelerinin yanı sıra Kanal İstanbul da ilgi alanımızda. Sadece Kanal kısmı değil, proje ile bağlantılı köprü ve tünel gibi tüm alt yapı projelerini de fonlayabiliriz” dedi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Rashkidi, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine büyük ivme katacak, Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak stratejik bir proje olduğunu söyledi, ÇED raporu onaylanan Kanal İstanbul’un politik ve çevresel boyutları ile ilgilenmediklerini ifade etti. Danışmanlık dahil önden hiçbir ücreti dahi almadıklarını belirten Rashkidi, ilk geri ödemeyi ise proje tamamlandıktan sonra aldıklarını vurguladı. Rashkidi, çok düşük faizlerle çalıştıklarının da altını çizdi. Şirket yetkilileri, Kanal İstanbul konusunda hükümetle görüşüp görüşmedikleri sorusunu ise şirketin gizlilik politikaları gereği açıklayamayacaklarını söyledi.

Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleriyle ilgileniyor

Money Maker Management CEO’su George Ghorayeb, devlet garantisi aldıkları takdirde Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleri ile yakından ilgilendiklerini belirterek, “Bu konuda dünyanın çeşitli yerlerinde projeleri fonladık. Son olarak Lübnan’da 50 milyar dolarlık petrol ve gaz arama projesini fonlamak için devletle anlaşma yaptık. O ülkede 500 milyon tonluk petrol ve doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor. Biz de bu projeyi fonladık. Lübnan devlet başkanı masadan kalkıp Türkiye’ye geldik. Türk hükümeti ile de benzer bir anlaşma yapmaya sıcak bakıyoruz. Devlet desteği olduğu sürece miktarın bizim için önemi yok.

Öte yandan mesela 1 milyar dolarlık fon sağladığımızda karşılığında petrol ve doğalgaz almak gibi bir seçenek de sunuyoruz. Türkiye dışında Katar, Dubai ve diğer başka ülkelerde de petrol arama projeleri için fonlama yapmaya talibiz. Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirme yapan Bassam Rashkidi, “Türkiye, gelişmekte olan önemli bir pazar. Ülke son üç yıldır kötü zamandan geçti ama ekonomik göstergelere bakıldığında iyiye giden bir durum olduğunu görüyoruz. Biz de o nedenle buradayız. Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine katkı sunmak istiyoruz” dedi. Rashkidi, kendi yatırımları sonrası diğer yabancı fon şirketlerinin ve yatırımcıların da Türkiye’ye ilgisinin artacağını söyledi.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126452" class="link">

ABD’li fon şirketi Money Maker Management, Türkiye’de ofis açtı. Ülkedeki tüm mega projeler ve altyapı projeler ile ilgilendiklerini belirten şirket yetkilileri, Kanal İstanbul’a da talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını vurguladı.

Money Maker Management, ABD’nin 7. büyük fon şirketi olarak dünya çapında birçok projeye fonlama yapıyor. Şirket ağırlıklı olarak devlet destekli kamu projelerine finansman desteği sunuyor. Devlet garantili projelerde limit sınırı olmayan şirket, özel sektör projelerinde ise 50 milyar dolara kadar fonlama yapabiliyor.

Mega projeler iştah kabarttı

Türkiye’ye İzmir’deki uluslararası bir şirketin altyapı projesini fonlamak için geldiklerini açıklayan, CEO George Ghorayeb, gizlilik anlaşmamız nedeniyle bu firmanın adını açıklayamayacağını belirtti. Türkiye’ye geldiklerinde buradaki mega projelerden etkilendiklerini ve ofis açma kararı aldıklarını açıklayan Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söyledi.

Rashkidi, “Türkiye’de devlet destekli her türlü projeye talibiz.100 milyon doların altındaki projelerle zaten ilgilenmiyoruz. Daha çok mega projeler ilgimizi çekiyor. Devlet destekli altyapı, inşaat, baraj, köprü ve otoyol projelerinin yanı sıra Kanal İstanbul da ilgi alanımızda. Sadece Kanal kısmı değil, proje ile bağlantılı köprü ve tünel gibi tüm alt yapı projelerini de fonlayabiliriz” dedi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Rashkidi, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine büyük ivme katacak, Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak stratejik bir proje olduğunu söyledi, ÇED raporu onaylanan Kanal İstanbul’un politik ve çevresel boyutları ile ilgilenmediklerini ifade etti. Danışmanlık dahil önden hiçbir ücreti dahi almadıklarını belirten Rashkidi, ilk geri ödemeyi ise proje tamamlandıktan sonra aldıklarını vurguladı. Rashkidi, çok düşük faizlerle çalıştıklarının da altını çizdi. Şirket yetkilileri, Kanal İstanbul konusunda hükümetle görüşüp görüşmedikleri sorusunu ise şirketin gizlilik politikaları gereği açıklayamayacaklarını söyledi.

Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleriyle ilgileniyor

Money Maker Management CEO’su George Ghorayeb, devlet garantisi aldıkları takdirde Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleri ile yakından ilgilendiklerini belirterek, “Bu konuda dünyanın çeşitli yerlerinde projeleri fonladık. Son olarak Lübnan’da 50 milyar dolarlık petrol ve gaz arama projesini fonlamak için devletle anlaşma yaptık. O ülkede 500 milyon tonluk petrol ve doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor. Biz de bu projeyi fonladık. Lübnan devlet başkanı masadan kalkıp Türkiye’ye geldik. Türk hükümeti ile de benzer bir anlaşma yapmaya sıcak bakıyoruz. Devlet desteği olduğu sürece miktarın bizim için önemi yok.

Öte yandan mesela 1 milyar dolarlık fon sağladığımızda karşılığında petrol ve doğalgaz almak gibi bir seçenek de sunuyoruz. Türkiye dışında Katar, Dubai ve diğer başka ülkelerde de petrol arama projeleri için fonlama yapmaya talibiz. Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirme yapan Bassam Rashkidi, “Türkiye, gelişmekte olan önemli bir pazar. Ülke son üç yıldır kötü zamandan geçti ama ekonomik göstergelere bakıldığında iyiye giden bir durum olduğunu görüyoruz. Biz de o nedenle buradayız. Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine katkı sunmak istiyoruz” dedi. Rashkidi, kendi yatırımları sonrası diğer yabancı fon şirketlerinin ve yatırımcıların da Türkiye’ye ilgisinin artacağını söyledi.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126452">Milliyet Haber

ABD’li fon şirketi Money Maker Management, Türkiye’de ofis açtı. Ülkedeki tüm mega projeler ve altyapı projeler ile ilgilendiklerini belirten şirket yetkilileri, Kanal İstanbul’a da talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını vurguladı.

Money Maker Management, ABD’nin 7. büyük fon şirketi olarak dünya çapında birçok projeye fonlama yapıyor. Şirket ağırlıklı olarak devlet destekli kamu projelerine finansman desteği sunuyor. Devlet garantili projelerde limit sınırı olmayan şirket, özel sektör projelerinde ise 50 milyar dolara kadar fonlama yapabiliyor.

Mega projeler iştah kabarttı

Türkiye’ye İzmir’deki uluslararası bir şirketin altyapı projesini fonlamak için geldiklerini açıklayan, CEO George Ghorayeb, gizlilik anlaşmamız nedeniyle bu firmanın adını açıklayamayacağını belirtti. Türkiye’ye geldiklerinde buradaki mega projelerden etkilendiklerini ve ofis açma kararı aldıklarını açıklayan Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söyledi.

Rashkidi, “Türkiye’de devlet destekli her türlü projeye talibiz.100 milyon doların altındaki projelerle zaten ilgilenmiyoruz. Daha çok mega projeler ilgimizi çekiyor. Devlet destekli altyapı, inşaat, baraj, köprü ve otoyol projelerinin yanı sıra Kanal İstanbul da ilgi alanımızda. Sadece Kanal kısmı değil, proje ile bağlantılı köprü ve tünel gibi tüm alt yapı projelerini de fonlayabiliriz” dedi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Rashkidi, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine büyük ivme katacak, Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak stratejik bir proje olduğunu söyledi, ÇED raporu onaylanan Kanal İstanbul’un politik ve çevresel boyutları ile ilgilenmediklerini ifade etti. Danışmanlık dahil önden hiçbir ücreti dahi almadıklarını belirten Rashkidi, ilk geri ödemeyi ise proje tamamlandıktan sonra aldıklarını vurguladı. Rashkidi, çok düşük faizlerle çalıştıklarının da altını çizdi. Şirket yetkilileri, Kanal İstanbul konusunda hükümetle görüşüp görüşmedikleri sorusunu ise şirketin gizlilik politikaları gereği açıklayamayacaklarını söyledi.

Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleriyle ilgileniyor

Money Maker Management CEO’su George Ghorayeb, devlet garantisi aldıkları takdirde Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleri ile yakından ilgilendiklerini belirterek, “Bu konuda dünyanın çeşitli yerlerinde projeleri fonladık. Son olarak Lübnan’da 50 milyar dolarlık petrol ve gaz arama projesini fonlamak için devletle anlaşma yaptık. O ülkede 500 milyon tonluk petrol ve doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor. Biz de bu projeyi fonladık. Lübnan devlet başkanı masadan kalkıp Türkiye’ye geldik. Türk hükümeti ile de benzer bir anlaşma yapmaya sıcak bakıyoruz. Devlet desteği olduğu sürece miktarın bizim için önemi yok.

Öte yandan mesela 1 milyar dolarlık fon sağladığımızda karşılığında petrol ve doğalgaz almak gibi bir seçenek de sunuyoruz. Türkiye dışında Katar, Dubai ve diğer başka ülkelerde de petrol arama projeleri için fonlama yapmaya talibiz. Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirme yapan Bassam Rashkidi, “Türkiye, gelişmekte olan önemli bir pazar. Ülke son üç yıldır kötü zamandan geçti ama ekonomik göstergelere bakıldığında iyiye giden bir durum olduğunu görüyoruz. Biz de o nedenle buradayız. Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine katkı sunmak istiyoruz” dedi. Rashkidi, kendi yatırımları sonrası diğer yabancı fon şirketlerinin ve yatırımcıların da Türkiye’ye ilgisinin artacağını söyledi.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126452">6126452

Mon, 20 Jan 2020 14:40:45 Z

ABD’li fon şirketi Money Maker Management, Türkiye’de ofis açtı. Ülkedeki tüm mega projeler ve altyapı projeler ile ilgilendiklerini belirten şirket yetkilileri, Kanal İstanbul’a da talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını vurguladı.

Money Maker Management, ABD’nin 7. büyük fon şirketi olarak dünya çapında birçok projeye fonlama yapıyor. Şirket ağırlıklı olarak devlet destekli kamu projelerine finansman desteği sunuyor. Devlet garantili projelerde limit sınırı olmayan şirket, özel sektör projelerinde ise 50 milyar dolara kadar fonlama yapabiliyor.

Mega projeler iştah kabarttı

Türkiye’ye İzmir’deki uluslararası bir şirketin altyapı projesini fonlamak için geldiklerini açıklayan, CEO George Ghorayeb, gizlilik anlaşmamız nedeniyle bu firmanın adını açıklayamayacağını belirtti. Türkiye’ye geldiklerinde buradaki mega projelerden etkilendiklerini ve ofis açma kararı aldıklarını açıklayan Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söyledi.

Rashkidi, “Türkiye’de devlet destekli her türlü projeye talibiz.100 milyon doların altındaki projelerle zaten ilgilenmiyoruz. Daha çok mega projeler ilgimizi çekiyor. Devlet destekli altyapı, inşaat, baraj, köprü ve otoyol projelerinin yanı sıra Kanal İstanbul da ilgi alanımızda. Sadece Kanal kısmı değil, proje ile bağlantılı köprü ve tünel gibi tüm alt yapı projelerini de fonlayabiliriz” dedi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Rashkidi, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine büyük ivme katacak, Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak stratejik bir proje olduğunu söyledi, ÇED raporu onaylanan Kanal İstanbul’un politik ve çevresel boyutları ile ilgilenmediklerini ifade etti. Danışmanlık dahil önden hiçbir ücreti dahi almadıklarını belirten Rashkidi, ilk geri ödemeyi ise proje tamamlandıktan sonra aldıklarını vurguladı. Rashkidi, çok düşük faizlerle çalıştıklarının da altını çizdi. Şirket yetkilileri, Kanal İstanbul konusunda hükümetle görüşüp görüşmedikleri sorusunu ise şirketin gizlilik politikaları gereği açıklayamayacaklarını söyledi.

Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleriyle ilgileniyor

Money Maker Management CEO’su George Ghorayeb, devlet garantisi aldıkları takdirde Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama projeleri ile yakından ilgilendiklerini belirterek, “Bu konuda dünyanın çeşitli yerlerinde projeleri fonladık. Son olarak Lübnan’da 50 milyar dolarlık petrol ve gaz arama projesini fonlamak için devletle anlaşma yaptık. O ülkede 500 milyon tonluk petrol ve doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor. Biz de bu projeyi fonladık. Lübnan devlet başkanı masadan kalkıp Türkiye’ye geldik. Türk hükümeti ile de benzer bir anlaşma yapmaya sıcak bakıyoruz. Devlet desteği olduğu sürece miktarın bizim için önemi yok.

Öte yandan mesela 1 milyar dolarlık fon sağladığımızda karşılığında petrol ve doğalgaz almak gibi bir seçenek de sunuyoruz. Türkiye dışında Katar, Dubai ve diğer başka ülkelerde de petrol arama projeleri için fonlama yapmaya talibiz. Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirme yapan Bassam Rashkidi, “Türkiye, gelişmekte olan önemli bir pazar. Ülke son üç yıldır kötü zamandan geçti ama ekonomik göstergelere bakıldığında iyiye giden bir durum olduğunu görüyoruz. Biz de o nedenle buradayız. Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine katkı sunmak istiyoruz” dedi. Rashkidi, kendi yatırımları sonrası diğer yabancı fon şirketlerinin ve yatırımcıların da Türkiye’ye ilgisinin artacağını söyledi.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126452">

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Olağanüstü Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, Bankanın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılmasına ilişkin önergesi kabul edildi.

Toplantının gündem maddelerinden olan, Bankanın 2019 yılı dönem karından avans dağıtımı yapılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı temsilcisi Feyza İleri tarafından Genel Kurula bir önerge sunuldu.

Önergeyle, Merkez Bankası'nın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden Ticaret Bakanlığı'nın Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliği'nin 7. maddesi gereği indirimler yapılmak suretiyle hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılması ve son yıl karından ayrılan hariç, birikmiş ihtiyat akçesinin tamamının kar olarak dağıtılması hususu genel kurula arz edildi.

Genel Kurulda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, önergeye ilişkin hissedarların görüş ve önerilerini sordu. Hissedarlar kendilerine de dağıtılan kar payının artırılmasını talep etti.

Konuşmaların ardından Olağanüstü Genel Kurulda söz konusu önerge kabul edildi.

Başkan Uysal, "Genel Kurulun kar payı ve avans dağıtımı yapılmasına ilişkin kararından sonra Banka Meclisince bazı indirimler yapılarak, tespit edilen avans miktarının ortaklara ödenmesi ve bu ödemelerin yapılma usulüne ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Bu süreç tamamlandıktan sonra gün içinde bu çerçevede açıklamamızı yapacağız." diye konuştu.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126371" class="link">

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Olağanüstü Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, Bankanın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılmasına ilişkin önergesi kabul edildi.

Toplantının gündem maddelerinden olan, Bankanın 2019 yılı dönem karından avans dağıtımı yapılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı temsilcisi Feyza İleri tarafından Genel Kurula bir önerge sunuldu.

Önergeyle, Merkez Bankası'nın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden Ticaret Bakanlığı'nın Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliği'nin 7. maddesi gereği indirimler yapılmak suretiyle hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılması ve son yıl karından ayrılan hariç, birikmiş ihtiyat akçesinin tamamının kar olarak dağıtılması hususu genel kurula arz edildi.

Genel Kurulda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, önergeye ilişkin hissedarların görüş ve önerilerini sordu. Hissedarlar kendilerine de dağıtılan kar payının artırılmasını talep etti.

Konuşmaların ardından Olağanüstü Genel Kurulda söz konusu önerge kabul edildi.

Başkan Uysal, "Genel Kurulun kar payı ve avans dağıtımı yapılmasına ilişkin kararından sonra Banka Meclisince bazı indirimler yapılarak, tespit edilen avans miktarının ortaklara ödenmesi ve bu ödemelerin yapılma usulüne ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Bu süreç tamamlandıktan sonra gün içinde bu çerçevede açıklamamızı yapacağız." diye konuştu.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126371">Milliyet Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Olağanüstü Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, Bankanın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılmasına ilişkin önergesi kabul edildi.

Toplantının gündem maddelerinden olan, Bankanın 2019 yılı dönem karından avans dağıtımı yapılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı temsilcisi Feyza İleri tarafından Genel Kurula bir önerge sunuldu.

Önergeyle, Merkez Bankası'nın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden Ticaret Bakanlığı'nın Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliği'nin 7. maddesi gereği indirimler yapılmak suretiyle hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılması ve son yıl karından ayrılan hariç, birikmiş ihtiyat akçesinin tamamının kar olarak dağıtılması hususu genel kurula arz edildi.

Genel Kurulda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, önergeye ilişkin hissedarların görüş ve önerilerini sordu. Hissedarlar kendilerine de dağıtılan kar payının artırılmasını talep etti.

Konuşmaların ardından Olağanüstü Genel Kurulda söz konusu önerge kabul edildi.

Başkan Uysal, "Genel Kurulun kar payı ve avans dağıtımı yapılmasına ilişkin kararından sonra Banka Meclisince bazı indirimler yapılarak, tespit edilen avans miktarının ortaklara ödenmesi ve bu ödemelerin yapılma usulüne ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Bu süreç tamamlandıktan sonra gün içinde bu çerçevede açıklamamızı yapacağız." diye konuştu.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126371">6126371

Mon, 20 Jan 2020 12:01:53 Z

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Olağanüstü Genel Kurulunda, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, Bankanın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılmasına ilişkin önergesi kabul edildi.

Toplantının gündem maddelerinden olan, Bankanın 2019 yılı dönem karından avans dağıtımı yapılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı temsilcisi Feyza İleri tarafından Genel Kurula bir önerge sunuldu.

Önergeyle, Merkez Bankası'nın 2019 yılı kesinleşmemiş hesap dönemi sonu finansal tablolarında yer alan kar üzerinden Ticaret Bakanlığı'nın Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliği'nin 7. maddesi gereği indirimler yapılmak suretiyle hesaplanan tutarın yüzde 90'ının avans olarak dağıtılması ve son yıl karından ayrılan hariç, birikmiş ihtiyat akçesinin tamamının kar olarak dağıtılması hususu genel kurula arz edildi.

Genel Kurulda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, önergeye ilişkin hissedarların görüş ve önerilerini sordu. Hissedarlar kendilerine de dağıtılan kar payının artırılmasını talep etti.

Konuşmaların ardından Olağanüstü Genel Kurulda söz konusu önerge kabul edildi.

Başkan Uysal, "Genel Kurulun kar payı ve avans dağıtımı yapılmasına ilişkin kararından sonra Banka Meclisince bazı indirimler yapılarak, tespit edilen avans miktarının ortaklara ödenmesi ve bu ödemelerin yapılma usulüne ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Bu süreç tamamlandıktan sonra gün içinde bu çerçevede açıklamamızı yapacağız." diye konuştu.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126371">

Şirket açıklamasında, ilk kez geçen yıl haziranda Japonya'daki ağ bilgisayarlarında şüpheli faaliyete rastlanmasının ardından başlatılan iç soruşturma sonucunda, bunun büyük çaplı bir siber saldırı olduğu ve bu yolla ağlardan büyük miktarda bilgi çalındığının anlaşıldığı belirtildi.

Siber saldırı nedeniyle çok sayıda özel yazışma ve dokümanın bilgisayar korsanlarının eline geçtiği vurgulanan açıklamada, bunlar arasında Savunma Bakanlığı ve Nükleer Düzenleme Otoritesi gibi hükümete bağlı kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmaların yanı sıra elektrik, doğal gaz, telekomünikasyon ve demir yolu gibi altyapı hizmeti sağlayan özel şirketlerle yürütülen projelere dair bilgilerin bulunduğu ifade edildi.

Çalınan bilgiler arasında hassas bilgiler yer almıyor

Açıklamada, çalınan bilgilerin altyapı projelerine dair hassas bilgileri içermediğinin altı çizilerek, saldırının yol açtığı endişe ve kaygılar nedeniyle özür dilendi.

Kabine Sekreteri Yoşihide Suga da Mitsubishi'nin konuyla ilgili hükümeti bilgilendirdiğini, çalınan bilgilerin ağırlıkla şirketin insan kaynakları ve satış gibi işletme konularıyla ilgili olduğu, savunma teknolojileri ve elektrik enerjisi gibi hassas sektörlerdeki bilgilerin risk altında olmadığını aktardığını kaydetti.

Çinli bilgisayar korsanlarından şüpheleniliyor

Siber saldırının arkasında, kişisel bilgisayarlar ve bilgisayar ağlarına sızma saldırıları düzenledikleri bilinen Çinli bilgisayar korsanları grubunun olduğundan şüpheleniliyor.

Mitsubishi Elektrik, elektrik altyapı projelerinin yanı sıra savunma alanında da faaliyet gösteriyor. Şirket, 2018'de Japonya'nın üçüncü büyük savunma üreticisi konumunda bulunuyordu.

" target="_blank" rel="nofollow" title="6126422" class="link">

Şirket açıklamasında, ilk kez geçen yıl haziranda Japonya'daki ağ bilgisayarlarında şüpheli faaliyete rastlanmasının ardından başlatılan iç soruşturma sonucunda, bunun büyük çaplı bir siber saldırı olduğu ve bu yolla ağlardan büyük miktarda bilgi çalındığının anlaşıldığı belirtildi.

Siber saldırı nedeniyle çok sayıda özel yazışma ve dokümanın bilgisayar korsanlarının eline geçtiği vurgulanan açıklamada, bunlar arasında Savunma Bakanlığı ve Nükleer Düzenleme Otoritesi gibi hükümete bağlı kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmaların yanı sıra elektrik, doğal gaz, telekomünikasyon ve demir yolu gibi altyapı hizmeti sağlayan özel şirketlerle yürütülen projelere dair bilgilerin bulunduğu ifade edildi.

Çalınan bilgiler arasında hassas bilgiler yer almıyor

Açıklamada, çalınan bilgilerin altyapı projelerine dair hassas bilgileri içermediğinin altı çizilerek, saldırının yol açtığı endişe ve kaygılar nedeniyle özür dilendi.

Kabine Sekreteri Yoşihide Suga da Mitsubishi'nin konuyla ilgili hükümeti bilgilendirdiğini, çalınan bilgilerin ağırlıkla şirketin insan kaynakları ve satış gibi işletme konularıyla ilgili olduğu, savunma teknolojileri ve elektrik enerjisi gibi hassas sektörlerdeki bilgilerin risk altında olmadığını aktardığını kaydetti.

Çinli bilgisayar korsanlarından şüpheleniliyor

Siber saldırının arkasında, kişisel bilgisayarlar ve bilgisayar ağlarına sızma saldırıları düzenledikleri bilinen Çinli bilgisayar korsanları grubunun olduğundan şüpheleniliyor.

Mitsubishi Elektrik, elektrik altyapı projelerinin yanı sıra savunma alanında da faaliyet gösteriyor. Şirket, 2018'de Japonya'nın üçüncü büyük savunma üreticisi konumunda bulunuyordu.

" target="_blank" rel="nofollow" class="link" title="6126422">Milliyet Haber

Şirket açıklamasında, ilk kez geçen yıl haziranda Japonya'daki ağ bilgisayarlarında şüpheli faaliyete rastlanmasının ardından başlatılan iç soruşturma sonucunda, bunun büyük çaplı bir siber saldırı olduğu ve bu yolla ağlardan büyük miktarda bilgi çalındığının anlaşıldığı belirtildi.

Siber saldırı nedeniyle çok sayıda özel yazışma ve dokümanın bilgisayar korsanlarının eline geçtiği vurgulanan açıklamada, bunlar arasında Savunma Bakanlığı ve Nükleer Düzenleme Otoritesi gibi hükümete bağlı kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmaların yanı sıra elektrik, doğal gaz, telekomünikasyon ve demir yolu gibi altyapı hizmeti sağlayan özel şirketlerle yürütülen projelere dair bilgilerin bulunduğu ifade edildi.

Çalınan bilgiler arasında hassas bilgiler yer almıyor

Açıklamada, çalınan bilgilerin altyapı projelerine dair hassas bilgileri içermediğinin altı çizilerek, saldırının yol açtığı endişe ve kaygılar nedeniyle özür dilendi.

Kabine Sekreteri Yoşihide Suga da Mitsubishi'nin konuyla ilgili hükümeti bilgilendirdiğini, çalınan bilgilerin ağırlıkla şirketin insan kaynakları ve satış gibi işletme konularıyla ilgili olduğu, savunma teknolojileri ve elektrik enerjisi gibi hassas sektörlerdeki bilgilerin risk altında olmadığını aktardığını kaydetti.

Çinli bilgisayar korsanlarından şüpheleniliyor

Siber saldırının arkasında, kişisel bilgisayarlar ve bilgisayar ağlarına sızma saldırıları düzenledikleri bilinen Çinli bilgisayar korsanları grubunun olduğundan şüpheleniliyor.

Mitsubishi Elektrik, elektrik altyapı projelerinin yanı sıra savunma alanında da faaliyet gösteriyor. Şirket, 2018'de Japonya'nın üçüncü büyük savunma üreticisi konumunda bulunuyordu.

" class="title" target="_blank" rel="nofollow" title="6126422">6126422

Mon, 20 Jan 2020 11:37:57 Z

Şirket açıklamasında, ilk kez geçen yıl haziranda Japonya'daki ağ bilgisayarlarında şüpheli faaliyete rastlanmasının ardından başlatılan iç soruşturma sonucunda, bunun büyük çaplı bir siber saldırı olduğu ve bu yolla ağlardan büyük miktarda bilgi çalındığının anlaşıldığı belirtildi.

Siber saldırı nedeniyle çok sayıda özel yazışma ve dokümanın bilgisayar korsanlarının eline geçtiği vurgulanan açıklamada, bunlar arasında Savunma Bakanlığı ve Nükleer Düzenleme Otoritesi gibi hükümete bağlı kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmaların yanı sıra elektrik, doğal gaz, telekomünikasyon ve demir yolu gibi altyapı hizmeti sağlayan özel şirketlerle yürütülen projelere dair bilgilerin bulunduğu ifade edildi.

Çalınan bilgiler arasında hassas bilgiler yer almıyor

Açıklamada, çalınan bilgilerin altyapı projelerine dair hassas bilgileri içermediğinin altı çizilerek, saldırının yol açtığı endişe ve kaygılar nedeniyle özür dilendi.

Kabine Sekreteri Yoşihide Suga da Mitsubishi'nin konuyla ilgili hükümeti bilgilendirdiğini, çalınan bilgilerin ağırlıkla şirketin insan kaynakları ve satış gibi işletme konularıyla ilgili olduğu, savunma teknolojileri ve elektrik enerjisi gibi hassas sektörlerdeki bilgilerin risk altında olmadığını aktardığını kaydetti.

Çinli bilgisayar korsanlarından şüpheleniliyor

Siber saldırının arkasında, kişisel bilgisayarlar ve bilgisayar ağlarına sızma saldırıları düzenledikleri bilinen Çinli bilgisayar korsanları grubunun olduğundan şüpheleniliyor.

Mitsubishi Elektrik, elektrik altyapı projelerinin yanı sıra savunma alanında da faaliyet gösteriyor. Şirket, 2018'de Japonya'nın üçüncü büyük savunma üreticisi konumunda bulunuyordu.

" class="readmore-icons" target="_blank" rel="nofollow" title="6126422">
Trison Polymers
Trison Polymers

Trison Polymers Genel Müdür

Erdem Elektrik'in firmamıza vermiş olduğu kaliteli hizmet, zamanında iş teslimi ve profesyonel çalışmalarından dolayı çok teşekkür ederiz.

The Monard Hotel
The Monard Hotel

The Monard Hotel Genel Müdürü

Otelimiz; The Monard Hotel'in bütün elektrik tesisat işleri tamamlayan Mersin'in değerli firmalarından olan Erdem Elektriğe, işinde göstermiş oluğu titizlik ve kaliteden dolayı kendilerine teşekkür ederiz.